Perşembe , 22 Şubat 2018

En Can Sıkıcı İşyeri Durumları

1-  Doğum günleri:  Hiç bitmeyen etkinliklerin başında gelir. Özellikle kurumsal yerlerde bu günler çok fazladır ve hemen hemen gün başına bir doğum günü düşer. Yetmezmiş gibi, bunun yanı sıra, terfi kutlaması, veda kutlaması, yeni doğum yapana hediye, çocuğu sünnet olan, evlenen, nişanlanan…bilmem ne olan diye bu liste uzar gider.İstersen katılma? Ama sıra sana da gelecek. Hem dikkatleri üzerine toplamak istemezsin herhalde?
2- Çekilişler, Ödüller,Yarışmalar: Çekilişler, özelikle bayramlarda ve yıl başlarında olur. Hem aynı işi yaptıklarınla hem tüm birimle genel katılman gerekebilir. En can sıkıcı yanı, sen gidip paraya kıyar  iyi bir şey alırsın sana iki tane ayıcıklı kahve fincanı falan gelir.Hay aksi.
Ödüller ise o ay, iyi performans gösterene gider.Çok fazla üzülme verdikleri sinema bileti falandır? Para mı sandın yoksa?
3- Sosyal medya yasakları: Eğer üst kademede değilsen sana kesin yasaktır bunlar. Hatta  gün içinde genel iki gazete sitesine girebiliyorsan şükret. Çalışılan yer kalabalık bir ortam ise, ( çağrı merkezi benzeri) yöneticinin uzağında ve ekranın gözükmeyecek bir şekilde ayarlı olsun unutma.
4- Klima ayarları: Bu durum sıradan gözükse de özellikle yazın iş yerlerinde çok önemlidir. Dışarısı çok sıcak içerisi aşırı soğuk olur. Hele direk üzerine geliyorsa muhakkak omuzlarında şal vs. olacaktır. Görevlileri çağırıp dursan da, son çare havanın geldiği yere kağıt ya da koli bandı yapıştırmaktır. Bir gün iş çıkışı bunu düşün, Tecrübe ile sabit.
5- Üst yöneticinin ani ziyaretleri: Olağanüstü hal ilanı gibidir. Oradan oraya koşuşturanları görürsen anla ki biri ziyarete geliyor. Masanı acil düzenle, odaklanmış pozisyonunu al ve işine koyul. Gerçi bazen bakmaz bile. Geçip gider yanında koşuşturanlar eşliğinde. Hani belki diye bu telaş? Gelip tek tek hatır soracaklarını sanmamışsındır umarım?
6- Yeni geleni tanıştırma: Bu da bir klasiktir. Sevgi dolu gülümsemeni takın ve “hoş geldin” de. İyi ki geldi (!)
7- Yeni gelene eğitim verme: En istenmeyen durum budur herhalde. Genelde eğitim falan da verilmez. Nedense kimse işini aksatıp bir de yanına oturtup iş anlatmaya pek yanaşmaz. Kişi geldiğine geleceğine pişman olur . İlk günden işten soğur. ( Her yeni gelenin, birinin ayağını kaydıracağı düşüncesi yaygındır ve ayrıca o işi  öğrenene kadar neler çekmedi değil mi? Sen de çek!)
8- Satmak ya da yardım toplamak: Bir bakmışsın bir mail gelmiş. Yardım falan toplanıyor ya da biri bir şeyler satıyor. Arkadaş hatırına alacaksın. ( Bazen, “altın gününe giderken kazara iş yerine mi gelmişler?”  diye düşünebilirsin. Ofiste değil evde miyim acaba? )
9- Hafta sonu mesaileri: En sıkıcı durumlardan biri daha. Ne mazeret uydursam diye aklından geçirirken, genelde çocuğu olan izni kapıverir.    ( Okulda veli toplantısı, gösterisi falan vardır. Hastadır, ya da  aksi gibi o gün bakacak kimsesi yoktur.)
Kalan izni de, yöneticiye daha yakın olan alır. Sen biraz daha bekle!
10- Ritüeller: Yapmacık olan ve tekrarlanan ne kadar çok davranış varsa bu gruptadır. Esprilere mecburi gülmeler, “bugün çok hoşsunuzlar, her gün aynı konuşmalar. Günaydın , iyi akşamlarda ki şekil değiştiren ağızlar, uzanmaktan anlam değiştiren kelimeler…
11-  Bitmeyen hedefler: Duvarın birinde ayın ineğinin fotoğrafı durur. Çakmak çakmak bakar oradan. “Daha çok nasıl hedefi artırabilirim?”  diye bütün ayı kendine de, aynı işi yapanlara da zehir etmiştir. Ve başarır. Çıta yükselir.İş yeri kurtulur (!)  Bir daha ki ay, hedef biraz daha artacaktır.
12-  Ani toplantı haberleri: Bu, kalp için biraz zararlıdır; Acaba kim işten çıkacak, ya da kim terfi edecek? ( Merak etme hiç aklında olmayan biri edecektir. Ya da doğum izninden kim geldiyse o.Sanırsın hamilelik boyunca  evde iş eğitimi aldı.)
Ya da bir şey oldu? Dünyanın bir yerindeki bir ekonomik kriz, sizi gerdi.Kemerleri biraz daha sıkma zamanı.
13-  İzin kapmaca günleri: Yıllık izin ve bayram günlerinden önceki telaştır. Zira bayram tatilleri uzun olur. E niye birleştir meyesin ki iki tatili? Ama bir ay öncesinden alınmıştır genelde, geç kaldın!
Bu maddelere yenileri de eklenebilir elbette,  ama genelde ortak konular bunlardır. İş hayatında hepimizin yaşadığı konular olup mizahi gibi dursa da bazen gerçekten hem cüzdanı hem iç müşteri memnuniyetini olumsuz etkilemektedir. (İstenerek değil sırf olması gerektiği için yapılan durumlardır bir kısmı.)
Kaynağını şu an hatırlamadığım bir yazıda bir yöneticinin örnek davranışını okumuş çok beğenmiştim. Üst düzey yöneticilerden biri, her yıl doğum günlerinde çok fazla paraların toplandığını fark eder ve  bir uygulama başlatır. ( Malüm herkes katılınca ciddi miktar oluşmaktadır ve zaten kıyafete şuna buna pek  ihtiyacı da yoktur konumu gereği.)Toplanan paranın tamamı –bir kısmı da olur- bir hayır kurumunun hesabına aktarılmasına kara verilir. ( Oradaki örnek Lösev’di ) Toplanan para ise daha düşük bir miktara çekiliyor, Hem, herkes daha az miktar yatırmış oluyor, hem alt çalışanlar memnun oluyor. E tabi sevap işleyip manevi bir tatmin sağlamakta var. Üstelik göze girmek için yöneticiyi hediyeye boğanlar da biraz rahatlamış oluyor (!)  bu benim fikrim.)
Ve bütün bunlar sadece bir yöneticinin alacağı hediyeden vazgeçme karşılığında sağlanan faydalardır. Düşünmeye değer!

Hakkında Arzu Aytekin