Farkındalık, Empati, Gelişim

Farkındalık, Empati, Gelişim

Farkındalık:

Bana göre kişisel bir uyanıştır farkındalık?  İnsanın, “ben ne yapıyorum?” sorusunu kendi kendine yöneltmesidir.

Bir insanı geliştirmek ve harekete geçirmek için temel şart farkındalık yaratabilmek, yani içindeki isteği uyandırabilmektir. Bu alandaki eğitimlerin başarısı bununla ölçülür.

İnsan, içinde bulunduğun ana ve belki de kendine yaklaşmasıyla farkındalığın ilk adımı atmış olur.

Eğer bir şeyi gerçekten istemeyip, hatta onun gerekli olmadığına inanırsak, beynimiz o yönde çalışmaya başlar ve kendimizde, harekete geçecek gücü bulamayız.

Kısa motivasyonlarla, lastik top misali zıplar tekrar yerimize döneriz. İstemeyi fark ettiğimiz ve gerekli gördüğümüz yer çok önemlidir bu nedenle.

Farkındalık bir kıvılcımdır. Bazen, kötü giden hayatımızda kendimize sorduğumuz sorularla, bazen okuduğumuz bir kitapla, bazen aldığımız bir eğitimle, bazen yüzümüze vurulan bir eksikliğimizle, bazen baktığımız şeyi görmemizle, bazen bir arkadaşımızın bir sözüyle… Bu kıvılcımı yakalamış oluruz.

Farkındalığa sahip bir insan daha kolay empati kurar.

Empati:

Olaylara, karşıdaki kişinin bakış açısıyla bakmak, kendini onun yerine koymak gibi değişik tanımlar yapabiliriz.

Ama gerçek hayatta, ne kadar empati kurabiliyoruzdur?

Empati yeteneğimizi kullanabildiğimiz alanlar pekte geniş değildir.

Empati, denilen şeyin gerçekleşmesi için şartların normal olması gerekir. Bir felaket sırasında empati değil içgüdüler açığa çıkar.

İnsan yapısı gereği önce kendisini garantiye alır sonrasında çevreye yoğunlaşır. Her insan, yaradılış gereği biraz bencildir. O nedenle empati ancak, bazı negatif duyguların törpülenmiş olmasıyla daha kolay uygulanabilir.

İnsanlar, aynı konu için, toplum içinde ve yalnızken, farklı davranış sergileyebilirler. O yüzden empati, eğitim ve farkındalık kavramı ile de alakalıdır. Çünkü farkındalık duyarlılığı geliştirir.

Eğitim ve farkındalığın yansıra, duygudaşlık dediğimiz empati, biraz da vicdanla alakalıdır. Empati toplumsal egomuzun gelişmesi ile artar.

Öte yandan, aşırı empati, (karşındaki insanın duygularına bürüneceğin için) insanın doğru kara vermesini engeller. Öyleyse, özellikle yönetimle alakalı konularda duygudaşlıktan ziyade mantıkla karar verilir.

Pozitif duyguların da aşırısı zararlıdır, denge gerektirir.

Arzu Aytekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.