İlişkilerde Dikkat

İlişkilerde Dikkat

*Kimden yanasın; İlişki ya da evlilik bir takım oyunu gibidir. Bilinmesi gereken en öncelikli şey, aynı takımda olunduğudur. Yani karşı karşıya değil yan yana olunduğunu bilinci, ortak çıkar ve dayanışma gerektirdiği için tartışmaları azaltır.

*Sen benim her şeyimsin yaklaşımı; Bir kadın sadece ya eştir ya anne ya kardeş ya da arkadaştır. Bu her birinin görevi tamamen farklıdır ve sen benim her şeyimsin yaklaşımı bir tarafın omuzuna fazlasıyla yük yükler. Annesinden gördüğü karşılıksız ve sonsuz ilgiyi eşinden bekleyen erkek hayal kırıklığına uğrayabilir.

Ya da öncesinde arkadaşlığı çok iyi olan biri evlilikte çekilmez biri olabilir. Bu durumlar, her iki taraf için de geçerlidir.

Kişilere konumlarından farklı anlam yüklememek gerekir.

*Sahiplenmenin dozuna dikkat; Evlilik ya da beraberlik, kişilerin birbirlerini sahiplenmesi değil, ortak bir hayatı sahiplenme üzerine kurulur. Birbiri üzerinde fazla hak iddia etmek, satın alınan bir eşyanın kullanım hakkına sahip olmayı istemekten farksızdır.

Hayat, çok dalları olan bir ağaç gibidir. Beraberlik bu dallardan sadece birisidir. Beraber olunan kişinin diğer dallara da sahip olduğu unutulursa, ilişkide nefes almak güçleşir. Çünkü alan daralmıştır. Ne kadar yakın olursak olalım her bireyin kendi yaşam alanı vardır. Arkadaşları, ailesi, hobileri…

*Geçmişi kurcalamak; Ne hayat, sütten çıkmış ak kaşıktır, nede onu yaşayan insanlar. Kişilerin birlikte olmadan önce yaşadıklarıyla alakalı, yorum ve eleştiri yapmak, bunu sürekli gündeme getirmek ilişkiye zarar verir.

Öfke esnasında söylenenlere dikkat: Tartışma esnasındaki bazı ifadeler asla unutulmaz. Bunlar kişiyi rencide eden; kişinin zaafları veya yetersizlikleriyle alakalı yorum ve sözlerdir. (İş’te başarısız olması, kazancı ya da kötü giden aile ilişkileri gibi konular…)

*Etken ve edilgenlik; Ortak bir hayatı paylaşmaya karar veren insanların, kararları da ortak olmalıdır. Hep bir tarafın baskın olması, diğer tarafı edilgen yapar. Öte yandan, kadın ve erkeğin doğasına uygun diye işleri keskin sınırlarla sınıflandırmak ve ona mecburiyet yüklemek hoşgörüyü ortadan kaldırır. Oysa, Anlayış ve sevgiyle yapılan aynı işlerin ağırlığı tarafları yormaz. Beraberlik güç yarışı veya üstünlük olmamalı.

*Çok konuşmak; Aşırı olmadığı taktirde konuşmaya ve tartışmaya açık ilişkiler daha uzun süreli ilişkilerdir. Çok konuşan tarafın muhakkak bir sıkıntısı vardır ve ertelemek, örtmek, yine mi aynı şeyler diye, görmezden gelmek, sonrasında katlanarak çoğalan ve beraberliğinin karşısına çıkan sorunlar yumağı demektir. En iyisi yol yakınken çözmek.

*Bıçak sırtı konular; Farklı yetişmiş iki insanın birlikte bir uyum yakalamaları kolay değildir elbet. Bazı konuların, konuşulurken özene ihtiyacı vardır. Tarafların aileleri, değer yargıları, görüşleri gibi.

*İki kişi dışındaki herkes üçüncü kişidir; Çoğu birliktelikler, sadece üçüncü kişilerin, ilişkinin odak noktasına konulmasıyla bozulur. İlişki iki kişiliktir ve geçerli olan, o iki kişinin kurallarıdır.

*Keskin ifadelere dikkat; Bir daha böyle yaparsan şöyle olur, giderim, biter… gibi keskin ifadeler sonrasında tarafları zor duruma sokar. Zira sadece blöf için söylenmişse hatanın tekrarında gitmek şart olur.

*Mükemmeliyetçiliğe dikkat; Mükemmellik normal insanın doğasına aykırıdır. İyi huylar kadar kötü huylarda insana aittir çünkü.

Mükemmel bir birliktelik yoktur. Sadece birbirlerinin beklentilerini çok iyi kavramış, takım ruhu misali beraberliğin anlamını çok iyi yakalamış ve yoluna devam eden birliktelikler vardır.

*Açık ve net olmak; bu, birlikteliklerde çok önemlidir. Kartların açık oynanması şarttır. O nedenle; o şöyle der, böyle der, gerek yok, üzmek istemedim, kendim halledebilirim, bu tamamen bana özel…gibi düşüncelerle taraflar birbirlerine karşı gizli saklı olmamalıdır. Çünkü saklanan her şeyin sonundaki sıkıntıdan, her iki tarafta zarar görmektedir.

Kendi içinde bölünen bir ev ayakta duramaz.” der, Lincoln

*Güven Şart; Güvensizlik hayatımızın tamda ortasında olmasına rağmen biriyle ilişki yolculuğuna çıkmak için güven şarttır. Aksi olmaz. Ayrıca eski yaşananlar ya da yenen kazıklardan, yeni ilişkiye güvensizlik taşımak yanlıştır. Bir daha asla kimseye güvenmeyecek kadar eski bir yara varsa onu kendi kişiliğinde tamir edip yeni bir ilişkiye öyle başlanmalıdır.

Arzu Aytekin