“İyi İnsan” Olmak

iyi insan olmakBir insan herkesle iyi geçinebilir mi? Hayatı boyunca hiç kimseyle tartışmamış, fikir ayrılığı yaşamamış, bir insan olabilir mi?

O halde daha gerçekçi değerlendirdiğimizde aslında birçoğumuz, kendimiz değiliz. Bir başkalarının kararlarını uygular, biraz onun biraz bunun, ara sırada da kendimizin hayatını yaşarız.

Hatırını kıramadığımız insanları düşünür kararlarımızı erteleriz. Çocuklarımızı düşünür önceliklerimizi değiştiririz. O ne der, bu ne der diye gerilir, nefesimizi dahi rahat almayı engelleriz kendimize.

Sevmediğimiz bir işte robot gibi yıllarca çalışır kendi yok oluşumuzu izleriz; ama verdiğimiz kararı dahi uygulayamayız. Çünkü sorumlu olduğumuz kişiler vardır. Ne derler, nasıl olur, nasıl yaşarım, nasıl geçinirim, ya düzenim değişirse?

Daha çok beğenilmek, daha çok sevilmek, daha çok takdir edilmek için veririz uğraşlarımızı. Daha çok sorumluluk alır altında eziliriz. Aynı anda hem anne hem eş hem iş kadını hem ev kadını veya aynı anda hem baba hem eş hem sözü geçen biri, hem geçim derdini yüklenmiş biri olmaya çalışırız. Ve bunlar, alnımıza çizgi olarak, bakışlarımıza hüzün olarak yapışır kalır.

Ebetteki, hayatımızın birçok alanında karar vermemiz gereken dönemler vardır. Dinlememiz gereken kişiler, örnek almamız gereken olaylar ve önceliklerimiz vardır. Ama bu sıralamalar kendi enerjimizi aşağı çekiyor ve mutluluğumuzu olumsuz etkiliyorsa, hep “iyi” olmamız ne kadar doğru? Başarılı olmamız, fedakâr olmamız, dost olarak anılmamız ne kadar mutluluk verici?

Mutluluğunu başkalarının mutluluğuna bağlamak veya aşırı fedakarlık karşısında alınan takdiri mutluluk sanmak, nereye kadar götürür insanı?

Etrafı kalabalık insanlara bakalım? Ne çok sevildiklerini ve ne çok mutlu olduklarını düşünürüz. Yine etrafımızda örnekleri olan, yalnız insanlara bakalım. Neden yalnızlar?

Veya yalnız, parasız, plansız ve dibe vurmuş olduğumuz zamanları düşünelim? Hayatın tokadını yemiş, ekonomik anlamda dibe vurmuş olan insanların hikâyelerini dinleyelim. Aynı kalabalık yine varsa etraflarında eğer, takdire şayan bir durumdur. Ama istisnaların dışında genelde yoktur. En fazla bir iki can dostu veya kan bağı çok yakın biri kalmıştır. Hepsi bu.

Sanırım ilişkiler konusunda bir yerlerde yanlış yapıyoruz?

İlişkilerin düzenli olması önce kişinin kendiyle ilişkisini düzene sokmasını gerektirir. Bu da ayrı konu ama bana göre genel anlamda eksik olan şey, DENGE

Denge hayatımızın odak noktasında olmalı. Dengeli yaşam, hayatında, -sürekli verici olmaya programlanmış-bunun karşılığında da ilgi satın alan insan tipinde uzaklaştırır bizi. Fedakarlığın, dostluğun, iş ve sosyal hayattaki ilişkilerin, hatta kişinin kendi ile olan ilişkisinin sivri yönlerini törpüler.

Dengeyi yakalayan iyi insan, daha iyi bir eş, daha iyi bir anne veya baba, daha iyi bir arkadaş ve kendi hayatında tatmin düzeyi daha yüksek bir insan profili ile, çıkar hayatın karşısına.

Arzu Aytekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.