Perşembe , 22 Şubat 2018

İş Kadını mı Ev Kadını mı?

Çocuğun ruh sağlığı ve mutluluğu açısından hangisi daha doğru? Hem iş kadını hem anne mi, yoksa ev kadını ve anne mi?

Her ikisinin de iyi ve kötü yanları vardır elbette:

Çalışan Anne:

*Hep bir vicdan muhasebesi içerisindedir. İşte geçirdiği zamanlarda aklının bir köşesinde hep çocuk vardır. Sürekli çocuğunu arar uzaktan, agucuk gugucuk konuşmaya çalışır. Bakan kişiyi sorgular. Aynı şeyleri tekrar tekrar tembihler. Talimatlar verir.

*İzin günlerinde en başta gider bir gün daha fazla almak ya da mesai ye gelmemek ya da tatil günleriyle iznini birleştirmek için sürekli uğraşır durur. Sırf çocuğu ile daha fazla vakit geçirmek için her tatili fırsata çevirmek ister. Ama ne yapsa yetmez. Ne çocuk ona doyar ne çocuğu ona doyar. Hep bir şeyler eksiktir. Kulaklarında, arkasından ağlayan çocuğunun sesi ile her gün işine gider gelir.

*Hafta sonları ile telafi etmeye çalışır ama bir yere kadar. Bazen de hafta sonu dahi çalışması gerekir. Toplantı, mesai, yemek vs.

*Evde ise, tüm hafta çalıştığı için, halletmesi gereken onca iş kendini bekliyordur. Kısa bir süre içinde her şeyi organize etmesi gerekir. Klasik bir aileye sahipse, kendini daha çok harap etmesi gerekir. Yemeği yetiştirir, misafire zaman ayırır. Eşine zaman ayırır, Geç saatlere kadar iş yapar ve uyur. Sabah yarı kapalı gözlerle koşuşturma başlar.

*Çocuk açısından bakınca, onu da hiç mutlu edemez. Sürekli ağlayan isteklerde bulunan çocuk vardır karşısında. Çocuğun gözünde kendini bırakıp gidiyordur her gün.  Ne yapsa yetmez.

*Gerekli disiplini bir türlü uygulayamaz. Az gördüğü için o ayarlamayı bir türlü yapamaz. Çocuk kurallar açısından, kendisine bakan kişi ve annesi arasında gider gelir. Her akşam taleplerde bulunur. Yerine geleceğini bilir ve şımarır. Ama en önemli yine eksik kalıyordur; Birlikte vakit geçirmek.

*Söz bugün yarın derken çalışan anne bir bakmış iki arada çocuk büyüyüvermiş. Orada burada şurada. Çalışan anne, çocuğunun büyüme evrelerinden birçoğunu kaçırmıştır.

Evdeki anneye gelince;

Ev kadını kayıtsız ekonomi dediğimiz çalışan fakat karşılığını alamayan tek meslek sahibi olan kişidir.

*Çalışma hayatı, sadece başkalarının belirlediği plan içinde değildir. Hepsi bu.

*Tüm ev işler onun asli görevi gibidir. Birini aksatsa göze batar. “Ne yapıyordur akşama kadar evin içinde? Bir gün yemek yapmayı verse herkes aç kalır. Bir kez ev temizliği yapmasa, sehpada toz gözükse, rezalet olur. Çünkü evdedir ve yapması şarttır. Her ihtiyacı gidermesi bütün evi çekip çevirmesi çocuğu aslan parçası gibi büyütmesi gerekecektir.

*Bazı ev kadınları ev işlerine kendilerini o kadar kaptırırlar ki, çocuk yine ihmal edilen taraf olur. Farkında değillerdir. Misafirin gelmesi, evde yemek olmaması, bir tarafın dağınık ya da kirli olması asla kabul edilebilir bir şey değildir onlar için. Sürekli iş yapar ve talimat verir haldedirler; “Ortalığı dağıtma, misafir gelecek, gürültü yapma komşulara ses gitmesin.

*Çocuk açısından, bazı durumlarda anne evde olduğu için her işini yapan biri algısı iyice yerleşir. Fazlası ile yüzgöz olma ve anneye bağımlı olma durumu gelişir. Bu noktaya dikkat etmek gerekir. Çocuk ruhsal özgürlük sağlanarak büyütülmeli.

*Bir diğer dezavantaj; çocuk büyüdüğünde parasal isteklerinin artması ve evde ki annenin çalışan anneye göre bu ihtiyaçları karşılayamamasıdır. Bu durum çocuğun gözünde de anne kavramına bakışı olumsuz etkileyebilir.

*Çocuklar, masumluğu gereği, aklından geçeni söylemede tereddüt etmezler; bir gün karşına çıkar arkadaşının çalışan aktif süslü annesini örnek gösteriverir. Cevap olarak, “ben sana yıllarca sevgimi verdim ama param yok kem küm.” diyemezsiniz.

İşte o zaman üzücü olanın, aslında çocuğun ihtiyacının, salt onun yanı başında olup saçı süpürge eden bir model olmadığının fark edilmesidir.

*Benzer durum çalışan anne içinde geçerlidir. Çocuk bir gün çıkıp, “Sanki beni sen mi büyüttün? Beni anneannem- babaannem büyüttü.” vs. dediğinde, “Ben senin için o sırada para kazanmakla meşguldüm kem küm” diyemezsiniz. Hep bir mesafe olacaktır.

*Her iki durumda da bedel ödenir;

Çalışan anne; (özellikle yoğun çalışıyor ise) çocukla yeterince vakit geçiremez, Sevgisini verdiği, kucak dolusu sarılarak geçirdiği vakitler sınırlıdır.

Ev hanımı anne; ekonomik özgürlüğe sahip değildir ve kişisel olarak bağımlıdır.

*İdeal anne; hangi konumda olursa olsun çocukla geçirdiği vaktin kalitesine dikkat eder. Ona ayırdığı sürenin olabildiğince dolu geçmesine özen gösterir.

Tercih kişiye kalmış…

Hakkında Arzu Aytekin