Kurs ve Sertifikalar Ülkesi Türkiye

kurs ve sertifikalar ülkesi türkiyeArz yasasına göre, bir malın fiyatı artıkça, üreticiler tarafından daha yüksek fiyatla piyasaya sürme eğilimi artacaktır. Yani, fiyatı yüksek olan bir mal için, üreticiler daha fazla kolları sıvama eğilimine geçer.

Karlı bir iş olduğu ortadaki, özel ya da kamu bir çok kurum, her alanda kurs ve akabinde sertifika verme işini bir hayli abartmış durumda. İstisnalar hariç, bu abartının altında, tam anlamı ile kalite olsaydı eğer, zaten yazma konusu dahi olmayacaktı. Sonuçta eğitim şart. Eğitimden, kurtsan zarar mı gelir? Ama, amaç iş bulma, meslek edinme yönünde bir arayış ise ince eleyip sık dokumakta fayda var.

Ülkemizde ki durumu değerlendirdiğimizde; genç nüfusa sahip olup, işsizlik oranının fazla oluşu, gelişmekte olan bir ülke olma konumu, sosyo-ekonomik olarak çeşitlilik göstermekle beraber, gelir dağılımındaki adaletsizliğin, alt ve orta nın ağırlıkta olan kesimi daha çok tehdit etmesi ve benzeri nedenler, olası bir iş için dahi, her bedeli ödeyebilecek bir profil ortaya çıkarmıştır.  Bu mevcut profil ise, bazı sektörlerin ağzını sulandırır cinstendir.

Şöyle bir araştırma yaptığınızda, kariyer planına dahil edilmek istenen o kadar çok kurs var ki? İşin içinden çıkmak, detaylar ve karmaşık isimler arasında boğulmamak mümkün değil. Merkezi yurt dışında şu yere ait, bilmem kaç yıllık kurum, kurucusu daha yirmi yaşındayken şu başarılara imza attı, şu kişilerle beraber çalıştı, ora onaylı bura onaylı, kırk yıllık tecrübe..

Hatta sırf hizmet olsun diye(!) e sertifika, görüntülü veya hızlandırılmış eğitim, belge derken, yüz yüze bile görüşmeye gerek kalmadan evinde çayını yudumlarken, dünyanın diğer ucundaki bir üniversiteden sertifikalandırılmış bulabiliyorsun kendini? ( kaliteyi gözetenleri ayrı tutuyorum elbette)

Maksat, öz geçmişinde uluslararası bir kurumun adı gözüksün. Ve asıl önemlisi, o ad uzun, farklı dilde ve mümkünse anlaşılmaz olsun.

Bütün bunlar bu kadar kolay mı diyesi geliyor insanın? Veya eğitim böyle bir şey miydi de, bazıları yıllardır canı çıkasıya kadar gidip yerinde okudu ve sabahlara kadar ter döktü?

Kişisel görüşüm, bu talebin bu kadar fazla oluşunun nedeni, köklü ve güçlü bir eğitim sisteminin eksik oluşundan kaynaklı, alternatif arayışından başka bir şey değildir.

Sistemi bırakıp, ülkemizdeki sertifika çılgınlığına dönersek, çılgınlık diyorum çünkü biraz incelendiğinde; sertifikası ve kursu olmayan bir alan neredeyse yok. Bugün bahsi geçen bir konunun ertesi gün kursu açılabiliyor. Ve iki gün kurs eğitimi alınıp, “ben oldum” deyip aynı alanda kurs verilmeye başlanıyor.

İşin üzücü tarafı, cv lerde yazılan, bir çoğunun adını dahi telaffuz ederken zorlandığımız, bilmem nereden uydurulmuş uzun ve enteresan unvanların ne kadar işe yaradığı?

Eğer yarıyorsa, doğrudan meslek ya da iş alanında kullanılabilecekse, ne güzel! Doğru adım demektir. Yaramıyor ise, paranın ve zamanın çöpe gitmesi demektir.

Demem odur ki, üniversite bittikten sonra ya da bitmeden her ne zaman olursa, işe girmek için almayı tercih ettiğiniz kursların iyi araştırılması ve ona göre seçim yapılması gerekir.

Eğer hobi olarak değilse, işinizde kullanabileceğiniz,  inanıp ikna olduğunuz bir alanı tercih etmelisiniz.

Gittiğiniz kurs, seçtiğiniz iş alanını destekleyici değilse, yine boşa kürek çekmek olur.

Kendinize artı katacağınız her eğitim; verdiğiniz ücreti ve ayırdığınız zamanı hem kalitesi hem de uluslararası geçerliliği ile hak etmelidir. O nedenle ne istediğinizi gerçekten bilerek hareket edin. Aksi takdirde paranız çöpe gider ve sadece sertifika koleksiyonu yaparsınız.

Arzu Aytekin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.