Perşembe , 22 Şubat 2018

Modern Kölelik; Kapitalizm

Dikkat edildiğinde, özellikle kurumsal iş yerlerinde, işe yeni başlayanlar, daha işi özümsemeden önce, kendilerini üstlerine ve ortama kabul ettirme peşinde koşarlar. Çünkü sistem, daha tecrübe etmeden, öğrenilmiş köleliği yerleştirmiştir zihnimize, aksini düşünmek özgürlük gerektirir.

Kendinizi sürekli gülümser bulursunuz başlarda. Ve her şartta devam etme isteği. Önce bunun eğitimini verirler çünkü; dayanıklılık eğitimi.

İş hayatında her zaman şah ya da vezir olmak kolay değildir. Ama aklınızı kullanmazsanız durumunuz, uzun yıllar boyunca değil şah, piyon olmaktan öteye geçemez. Ve o şekilde emekli olursunuz.

Samimiyetle çok çalışmak, her şartta en etik olan şeydir bana göre, ama terfi ettirmez.

Terfi için hem çalışmanız hem aklınızı iyi kullanmanız gerekir.

Sadece çalışırsanız; varlığınız bir piyondan öteye geçmez.

Sadece aklınızı kullanırsanız, sırtınızı yasladığınız kişi ayrılır ya da kapının önüne konulursa, siz de sudan çıkmış balığa dönersiniz. Seçim sizin. (Tabi bu durumun istisnaları da vardır; çok çok güçlü donanımlara sahipsinizdir, iyi bağlantılarınız falan vardır…)

Kapitalizmde, amaç kar olduğu için hedef ve yarışlar hiç bitmez. Sizden daha fazla nasıl yaralanabiliriz üzerine, yeni yapılandırmalar yeni stratejiler oluşturulacaktır sürekli.

Kendinizi ifade edemediğiniz gibi gösterilen her işe son sürat koşarsınız. Saatler ötesi ülkelerde ki kriz sizin iş yerinizi gerer, kemerleri sıkma toplantıları yapılır sık sık. Sadece dinlersiniz. Çünkü, toplantılarda, mesajlar yeterince verilir inceden inceden; Vazgeçilmez olmadığınız, dışarıda siz den çok olduğu, ülke deki işsizlik ve ekonomik durum. Derken içten içe güveninizi ele geçirmiştir kapitalizm.

Biraz da yaşınız ileri ise, artık İş’iniz size bir lütuftur. Ve siz de bir piyonsunuzdur.

Çünkü, kapitalizm; üretimde salt kâr amacı güdülen ve emeğe sırtını dayamış bir ekonomik sistemdir ve temelde çalışanın sömürülmesine dayanır. Üretim araçlarının çoğunluğunun özel ellerde bulunduğu bir ekonomidir.

İçinde bulunduğumuz yüz yılın gelişen teknolojisi ve insan ihtiyaçları göz önüne alınarak “müşteri memnuniyeti” adı altında şirketler ne kadar gülümsese de bu yumuşama sadece davranıştan ibaret kalır. Temelde kölelik aynen devam eder. On sekizinci yüzyıl öncesi köleler pazarlardan alınırlarmış ağır işlerde çalıştırılmak için, şimdi, onca özgürlük akımından, onca endüstri ekonomi devrimlerinden sonra değişen şey, sadece kılıf oldu.  Çalışanın memnuniyetsizliği aynı…

Karar verme hakkını elinden almıştır kapitalizm; Bütün gün bir başkasının yararına çalışır, hiç inisiyatif kullanmadan söyleyeceğin söze ve davranışa kadar her şeyin bir bir başkası tarafından belirlendiği bir fanus içerisinde yaşarsın. Yaratıcılığının ‘y’ sini dahi kullanamazsın. Büyük kurumsal şirketler senin için her şeyi düşünmüş teknolojiyi ayağına sermiştir. Klavye ile her şeyi halledersin. (Örnek; satış odaklı her sektör bankalar, çağrı merkezleri, tahsilat birimleri, teknoloji, özel eğitim kurumları, sigorta sektörleri…)

Modern kölelik sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde mevcuttur. Fakat özellikle ekonomik anlamda gelişmiş ülkelerde insan hakları, sendikal haklar gibi kavramlar, daha net olduğu için, insanların haklarını bilmeleri ve savunmaları biraz daha söz konusu olabilmektedir.

Büyük gazetelerden birinde, x bir banka, çalışanlarına sokak sokak kredi sattırıp, emin olmak içinse satış yaptığı müşteri ile çekilen WhatsApp görüntüsünün bulunduğu görselin, sorumlu kişiye gönderildiği haberini içeren, bir köşe yazısı okumuştum. Sektörü çok iyi bilen biri olarak, hiç şaşırmadım ama kapitalizm denen şey, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde daha onur kırıcı, güven zedeleyici ve çaresiz insanların üzerindeki sömürünün daha ağır hissedilmesine neden olan sistemdir, buna bir kez daha emin oldum. Büyük kurumsal şirketlerin yüksek karları altında kimbilir daha ne baskılar ne sömürü kararları vardır?

Sonuç olarak, böyle bir sistem, hayatını senden alır, onu senin için planlar ve sana karşılığında ücret öder. Sende sadece bir makine gibi bozulana kadar uyum gösterirsin.

Oysa, üniversite bitirmiş, iş hayatının en başında, ne acar hayaller kurmuştunuz değil mi? Dışarıdan gözüken plaza hayatı ne kadar da havalı gelmişti?

Hele iş ilişkilerine gelince, şaşkınsınızdır? Herkesin terfi uğruna, birbirinin ayağını kaydırma peşinde olduğunu hayretle gördünüz?

Kapitalizm, doğduğu gibi ölür mü ya da ne zaman ölür bilinmez ama bu düzen içerisinde elimizden geldiği kadar kendimize yatırım yapmak gerektiği artık gün gibi ortada?

Sizi güçlü kılacak tek şey kişisel donanımlarınızdır. 

Hakkında Arzu Aytekin