Perşembe , 22 Şubat 2018

Mutluluğun Formülü

Baştan söyleyeyim böyle bir formül ya da sır yok! Şöyle yaparsan ya da böyle yaparsan mutlu olursun diye bir tanım yok!

Kişisel gelişim kitaplarının birçoğu mutluluğa giden yolları madde madde anlatır ve bunun adeta formülünü çıkarıp önümüze koyar.

Gelişim süreci, farkındalık, yaşam kalitesi gibi kavramların hayatımıza girişinin yaklaşık on yıl öncesine tekabül ettiğini düşünürsek, özellikle ilk zamanlar olmak üzere, yanlış bir algının oluştuğu ve hala o algının birçok kişide devam ettiğini söyleyebiliriz.

Bunun nedeni ya da sorumlusu; her yeni şeyi, düşünmeden yanlış anlamaya eğilim ve bir çıkış yolu arayışının olması ve çoğunlukla da yazan kişilerin, sektör haline gelen bu konudan pay kapma adına belki de şişirilmiş ifadeleridir. Sanki istediğin ne olursa ve ne kadar büyük olursa olsun; (mevki, para, ev…)  Yeter ki derinden iste, bir zaman sonra o evrene mesaj olarak gideceği için, sonrasında onu elde edeceğin vaadidir. Başarıyı pekte tecrübe etmemiş toplumlara elbette çekici gelecektir bu umut ithali. Başarı ya da mutluluğa giden böyle bir isteme şekli yok!

Doğal olarak bu şişirilmiş kitapları okudukça duygudan duyguya yaprak misali savrulmuştur insanlar ve özellikle iş hayatında pozitif olma adına bütün dişleri ortada dolaşan bir kesim ortaya çıkmıştır. İnsanlar sırf pozitif görünmek için sürekli eğreti bir gülüşle, herkese merhaba, günaydın deyip sosyal olmak ve iletişimde başarılı görünmek için maskelerle dolaşır olmuş, gerçekte kim oldukları ve ne hissettiklerini kendileri dahi unutmuşlardır.  Oysaki iletişimde iyi olmanın anlamı, ortada zıp zıp dolaşarak herkese laf atıp ve sürekli sırıtkan bir yüzle dolaşan görüntüler olmadığını anlamak, biraz yol kat etmekle mümkün olacaktır. Bence yakın bir zamanda birçok kavramın tanımı anlam değiştirecektir.

Öte yandan, okuduğumuz kitaplarda başarı hikayesi olarak gösterilen örnekler sadece, istisnalardan ibarettir. Birinin girdiği iş yerine en alt kademeden girip sonrada kısa sürede oranın sahibi ya da genel müdürü olması ya da herhangi birinin çok yoksulken dünyanın en zengini olması örneği, doğru bile olsa, istisnalarla genelleme yapılamayacağı açıktır. Çünkü çoğunluğu içeren bir örnek değildir.

Her insanın farklı yetenekleri farklı donanımları ve kapasitesi vardır. Doğduğundan itibaren gen özeliklerinin yansıra yetiştiği çevrenin ona yüklediği artı ve eksiler, aldığı eğitimin ekledikleri, kendi hayatına ve dış hayata  bakış acısı gibi faktörler değişkendir ve O’nun yolun neresinde olduğunu belirler. O nedenle gelişim sürecinde herkesten salt isteme ile aynı sonucu beklemek hayalcilikten öteye geçmez.

Başarı mutluluğu direk etkiler nedenle başarıyı iyi irdelemek lazım. Yeteneğin olmadığı bir konuda, bir başarıya imza atabilmek için, aynı konuda yetenekli birine göre iki üç kat daha fazla çalışmak gerekir. Yani başarının formülü ne tek başına çok çalışmaktır ne tek başına şanstır ne para ne de yetenektir. ‘O yaptıysa bende yaparım’ diye yola çıkmak cesaret işidir ve eşit yâda eşiğe yakın bir kabiliyet gerektirir.

Gerçekte hayal ettiğimiz yâda üzerinde çok çalıştığımız birçok şey her zaman ulaşılabilir değildir. O yüzden mutluluğu bir şeyin sonucuna bağlamamakta fayda var.

Başarı için temel formül; kapasite ve yeteneğin eğilimli olduğu alanı iyi belirleyip o alanda kendine yatırım yapmaktır yaklaşık olarak. Diğer şeyleri bende bilmiyorum. Şansa ve kadere inanların kendi kişisel yorumuna göre değişir.

Mutluluk konusuna gelince; gerçekle doğru arasında bir yerlerde aramak gerekir izini. Önce bulunduğumuz konumu kabul etmekle işe başlamak lazım. Kendini farklı yerde görüşte o yerde değilsen, oraya gelene kadar mutlu olmayı ertelemişsin demektir. Yanlış!

Doğruluğu, kişiye ait olanın sonucudur oysaki mutluluk. Yani ‘sevmek ‘kişi için doğru bir eylemse, sevmenin sonucu kişiye mutluluk getirir.

Çünkü insan sadece kendi doğrusuna inanır ve böyle mutlu olur.

Eğer mutluluk kişinin gerçeği ise, başkalarıyla ortak olana inanır ve oluruna bırakarak yaşar gider. (Kaderci insanlar böyle yapar.)

Kaderci olmayan bir yaklaşıma göre ise, mutluluk kişinin göreceli doğrusudur. Çünkü birinin doğrusu diğerinin umurunda olmayabilir.

Herkes için doğru olan genel gerçeklerdir. Ölüm gibi. Misal ölüm gerçektir ama birilerine adaletli yâda doğru gelmeyebilir. Yada tam tersi… Yani; benim hayatım, benim endişem, benim doğrum; dünyanın öteki ucunda yaşayan biri için külliyen yalan olabilir.

Hakkında Arzu Aytekin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*