Perşembe , 22 Şubat 2018

Mutluluk Ciddi Bir İştir

Toplum olarak ne kadar mutluyuz? Bunu anlamanın en iyi yolu sokaklara bakmaktır. Sokaklara baktığımızda, üçüncü sayfa haberlerine konu olan yaşantıların çoğunlukta olduğunu görürüz.

Birey olarak ne kadar mutluyuz? Bunu anlamanın en kolay yolu ailelere bakmaktır fakat kapalı toplumlarda bunu anlamak aslında pek kolay değildir. Çünkü her zaman “kol kırılıp yen içinde kalmıştır.”

Toplumun mutluluğu, bireysel ve toplumsal refah düzeyi ile yakından ilgilidir. Refah düzeyi yükseldikçe mutluluk oranı da yükselir. Dünyadaki en mutlu toplumlara ve yaşantılarına baktığımızda bunu daha açık ve net görürüz.

“The Economist Intelligence Unit” tarafından hazırlanan ve 2013 verilerine göre Türkiye mutlu ülkeler sıralamasında 51. Sırada yer alıyor. (Başka bir ölçüme göre ise 78. Sırada. Anket sonucu Türk insanının mutluluk oranı on üzerinden beş)

İsveç, Norveç, Danimarka gibi İskandinav ülkeleri, en mutlu insanların yaşadığı ülkeler arasında başlarda yer alıyor. Mutluluğu oldukça ciddiye alıp, mutluluk enstitüleri kurmuşlar. Ölçümlerde göz önüne alınan kriterler; gelir düzeyi, eğitim seviyesi, sağlık ve sosyal imkânlar.

Mutlu ülkelerin ortak özellikleri şöyle;

-Bu ülkelerde, insanların yaşam süreleri, diğer ülkelere göre yirmi küsur yıl daha fazla.

-Mutlu ülkelerde, kişi başına düşen milli gelir, mutsuz ülkelerden kırk kat daha fazla.

-Fırsat eşitliği; Her bireyin, her olanaktan eşit olarak faydalanması

-Çok yönlü güven; (Hem aile içinde hem yabancılara hem devlete güven oldukça yüksek. Mesela Danimarka da bebek arabaları sokakta bırakılabiliyor. Bebekler uyurken, ebeveynler restoranda yemeklerini yiyorlar.)

-Bu ülkeler, güven ilkesini zedeleyeceğini düşündüklerinden, dışarıdan çok zor göç alıyor. Bu durum kimi zaman ırkçı ve ayrımcılık olarak değerlendirilse de kural değişmiyor.

-Ekonomik eşitlik; zengin ve fakir arasında ki fark hemen hemen yok veya çok az.

Mesela Danimarka da eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz, Çocuk ve yaşlılar en çok harcama yapılan kesimi oluşturuyor. Hal böyle olunca da millet, iyi hizmet aldığı için, ödediği oldukça yüksek vergilere sesini çıkarmıyor. Kurumlar halk ile aynı yönde durmaya özen gösteriyor.

-Bir yerleşim yeri ile ilgili yapılacak en ufak değişiklikte halkın görüşü alınıyor.

Ulaştığımız sonuç genel olarak; güven ve hoşgörünün, bireysel ve toplumsal mutluluğu direk etkilediği yönündedir.

Bir araştırmaya göre ise; mutluluk kavramının derecesi şunlarla ilgilidir,

%50 genetik yapımızla, %10 yaşam koşullarıyla, %40 ise, ne düşünüp nasıl davrandığımızda alakalıdır. Eğer böyle ise, bireysel gelişimle en azından %40’lık düzeye müdahale etme şansımız hala var…

Hakkında Arzu Aytekin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*