Okul Bitti, Kurtlar Sofrasına – 2

Bildiğin her şeyi unutmak en doğrusudur. Çünkü burada kapitalizm canavarının yüzünü sevimli bir bebek gibi göreceksin.

Dişler ortada gülerek dolaşacaksın öncelikle, İki dirhem bir çekirdek herkesle konuşacak sıcakkanlı ve alakadar gözükeceksin. “İyide beni zerre kadar ilgilendirmeyen bir insana ben niye yanaşayım. İşimi yapar çıkarım.” diyorsun. Yok öyle… Tabiri caizse, racon ne ise o. Yoksa işini yapmaya kalmaz çıkarılırsın.

Ayrıca iltifatlar bul kendine, her gün aynısı olmasın. Bir üstün hatta onunda üstü için bu sözlere ihtiyacın olacak. O üst için onun askeriymiş gibi davran ki sadakatinden şüphe duymasınlar. Ne derse yap, koşuştur, haklarını koru, avukatlığını üstlen, sabah kahvesini yap, diğerlerinden üstü kapalı laf taşı, gerekirse gözyaşı dök ki nasıl çırpındığına inansın. Gelen koli ya da çiçeğini git al masasına getir. Yanına bir şey sormaya gittiğinde seni dakikalarca bekletmesine göz yum. Şahsi telefonunu kapatıp sana “ne vardı” bakışı atmasını görmezden gel… “Daha dün sohbet etmişti benimle gülmüştük” diye düşünüp komik olma! O dündü… Her gün yeni bir gün…

Ondan yana olduğunu ancak böyle gösterebilirsin. Ve ancak böyle terfi hayalleri kurabilirsin. Yoksa terfi merfi unut… Kaçınılması gereken tek şey” sadece işimi yapar çıkarım” felsefesidir, unutma.

Yalakalığı pek takma kafana. Sen ilk değilsin. Zaten onun eğitimini vereceklerdir sana… Şöyle gül, şöyle davran, şöyle konuş, şöyle yemek ye… Yavaş yavaş yontulacaksın, ezilmekten ezmeyi öğreneceksin. Sabırlı olursan çok sürmez başa gelirsin. Ve o zaman emirler yağdırmaya, kişisel işlerini hallettirmeye, sürekli ve haksız iş atamaya “benim borum öter yoksa kapının önündesin” demeye açıkça alışırsın. Sen sadece delege edersin işleri başkaları yapar. İzinleri, mizinleri en aza indirirsin. Kişisel sorunları sakın dinleme. Hasta falan olmasınlar mümkünse! Çocuğu olan da işe girmesin. Ne yani çocuğu olmayanın suçu ne? Şirket çıkarını deli gibi düşünürken ezdiklerinin sayesinde en büyük kâr payını sen alacaksın. Toplantılarda; “teşekkür ederim, sayenizde en iyi bölümlerden biriyiz “diye başarılarınla övüneceksin. “E başarı varsa para nerede?”  diye bakacaklardır sana? Ne kadar artacak maaş?  %2 nelerine yetmiyor. Teşekkür ettin ya üstelik. Ayrıca özlük haklarından bahsetmek şirket politikasına aykırıdır unutma. Alttakilere de, “kriz var yedek akçeye ayırmalıyız.” açıklaması yeter.

Onlara yeter merak etme. Çünkü kriz var nereye gidecekler? İş bulmak öyle kolay mı? Çok istiyorlarsa istifa edip çıkabilirler, çokta şeyindeydi, hiçbir haklarını da alamazlar böylece. Eğer kalırlarsa, sıyrıldıkları da cabası. Tarafları belli oldu. Yanına gelip bir şey istemeleri de biraz zor olur artık. Senden yana olanlarla bir ufak cumhuriyet oluşturur tekeline alırsın her şeyi, diğerleriyle konuşmana bile gerek yok. Selam sabahı bile kesebilirler birbirleriyle… İş ortamı zehir kokar. Psikolojik sorunlar patlar. Yılar bezer herkes tabiri caizse, yaşayan bir ölü gibi dolaşırlar ortada. “Tükenmişlik Sendromu” kokar yayvan ağızları. Sen onları ezdikçe onlar daha bir şevkle çalışır. Kendilerine değersiz, önemsiz ve yabancılaşmış çalışanlar çıkar ortaya. Aldırma önemli olan işlerin yürümesi…

İşte bütün bunların adı; mobbing’ tir.

Arzu Aytekin