Perşembe , 22 Şubat 2018

Prezantabl Olmak ve Analitik Düşünmek

“Prezantabl olmak.”  Yani, eli yüzü düzgün olacaksın. Oldukça şık giyinecek, canlı, güler yüzlü, gerektiği yerde şirin, cana yakın, girişken, güzel ya da yakışıklı, kısaca “taş gibi” olacaksın. Öyle diyor ilanlar.

İş arayanlara yıllardır dayatılan bu kriterler, görünen odur ki, iş ilanlarında hala geçerliliğini son sürat korumaktadır.

Bazı görüşlere göre, göze hitap etmenin dışında bir özellik aramayan ve tek tipleşmeye neden olan bu talepler, “prezantabl değilseniz işsizsiniz” der gibidir adeta. Ve böylece, bilgi, yetkinlik, öz gibi kavramlar askıda kalır.

Gerçi gönül ister ki her ikisi de birlikte olsun. Yani hem zeki hem donanımlı, hem çalışkan, hem yetkin, hem de gösterişli. Ama zorlasan olmuyor işte. Biri olunca diğeri olmayabiliyor.

Diğer taraftan, çalışanlarının giyim ve görünüş konusunu pek kasmayan Microsoft gibi devlere bakıldığında, aslında kurumsal verimliliğin bizde aranan niteliklerle pekte uyuşmadığı görülür.

Sonuç olarak, kendini bilen kendine değer veren ve kendi değerini farkında olan insan, zaten kelimenin tanımındaki gibi, eli yüzü düzgündür bana göre. Yani, bedenen olduğu kadar ruhen de gösterişlidir. Fakat bazı kurumsal ilanların tercihleri sadece kaş göz ve boy güzelliği ise, Allah vergisi olan bu özellikler konusunda ne yazık ki yapacak pekte bir şey yok.

“Analitik düşünme” kriteri konusuna gelince; bence asıl tek tipleştirme bu talep içinde yer alıyor. Bu cümlenin açıklaması aslında şudur;

Beyninin tamamen sol tarafı ile düşün. Sakın hayal kurma, yaratıcı olma ve itiraz etme. Sana ne veriliyorsa onu yap. Yani sen aslında, bilgisayarın diğer adısın. Yorulmayacaksın, itiraz etmeyeceksin ve mümkünse inisiyatif kullanmayacaksın. Yüklenen program ne ise onu sunacaksın o kadar. Süreyi sürekli çalışarak geçireceksin. Tamamen sistematik, planlı ve iş bitirici olacaksın. Çünkü şirket mantığı bunu gerektiriyor.

Araştırmalara göre ise insanlar, kendilerini tanıyıp farkındalık düzeylerini yükselttikçe, yaratıcılıklarını daha kullanabilecekleri işler için kurumsal kariyerlerini tek kalemde sonlandırabiliyorlar. Yani tercih, analitik sol beyinden, her şeyi mümkün kılan, rahat, yaratıcı ve daha mutlu yaşayan sağ beyine geçebiliyor.

Her ne şekilde olursa olsun değişim, kişisel tercih ve merak güdüsüne bağlı olarak, bireysel ve sonrada toplumsal düzeyde yolculuğuna devam eder. Çünkü çoğu kez, savunmadığımız ve ısrarla karşı çıktığımız düşüncelerin altında, sadece süre gelen düşünce kalıpları yatıyordur. Eskinin gözde olan her şeyi bugün sıradanı olmuştur mesela? Zaman, her kalıbı, er ya da geç değiştirecektir. Kurumlar içinde süreç aynı işler.

Hakkında Arzu Aytekin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*