Her Şeye Çok Kolay Alışıyoruz

Her Şeye Çok Kolay Alışıyoruz

Alışmak hayatımızın ve çağımızın en büyük sorunu haline geldi bana göre. Çevremizde olup bitenleri bir düşünün? Ne kadar kolay alışıyoruz her şeye. Dünün şaşkınlıkları, bugünün umursamadığımız şeyleri oluyor. Yarın ise bunları doğal bile karşılayabiliyoruz.

En büyük katkı teknolojinin. Bilmek, görmek yani her şeyin sürekli gözümüzün içine sokulması bir süre sonra bizdeki aşinalığı, alışkanlığa dönüştürüyor.

*Akıl almaz ölümlere alışıyoruz mesela. Önceden aklımızı oynatabileceğimiz görüntüler şimdi şaşırtmıyor bizi. Aynı havayı soluduğumuz dünyanın bir yerindeki katliamlar, birinin boğazının kesilmesi, vahşice öldürülmesi, doğranması, işkence görmesi, tecavüzü, çocukların katledilmesi ve onca kan dondurucu görüntüler bize artık sıradan olaylar gibi geliyor. Hatta bunları rahatça konuşup tartışabiliyoruz. Öyle ki yanı başımızda biri öldürülse ve kan gövdeyi götürse bile, elimizde telefonumuzla oradan geçip, gidebilecek düzeydeyiz.

*Güvensizliğe alışıyoruz. ‘Babana bile güvenmeyeceksin’ lafı gelmiş yerleşmiş dilimize mesela. Gördüklerimiz, yaşayıp duyduklarımız, güvensizliği bize çoktan tecrübe ettirmiş.

*Eğlence anlayışı bile işkenceden aldı alışkanlığını bir parça. Çocuklarımızın oynadığı bilgisayar oyunlarına bir bakın. Büyüyüp hala vazgeçemedikleri şiddetin alışkanlığından olsa gerek. Kanın gövdeyi götürdüğü oyunlar yok satıyor. Şiddeti, alışmaktan öte, parayla satın alıyoruz.

*İlişkilerde bile, yanlışlar alışkanlığımız olur zamanla. İlk yıllar dokunmaya kıyamadığımız sevdiğimizle sonraki yıllar hakaretler havada uçuşsa bile, hiçbir tarafın duygusu hissetmez. Çünkü alışmışızdır. Hatta, kadının gördüğü şiddetin hiçbiri, ilki kadar yakmaz canını. Çünkü alışmıştır. “Kol kırılmış yen içinde bile kalmıştır çoktan!”

*Toplumsal bağlılıklarımızın birer birer yok oluşuna alışıyoruz mesela. İlk değerimizin tehdit edildiğinde ya da yok olduğunda verdiğimiz tepkiyi düşünün.  Sonrası acıtmıyor bile. Bir yerden sonra aman deyip işimize devam etmiyor muyuz? Çünkü alışma aşamasını çoktan geçip kabullenme aşamasına gelmiş oluyoruz. Bu aşamadan sonra ki de duyarsızlık oluyor artık.

Bana göre toplumsal duyarsızlığa tam olarak geçiş yaptığımız zaman tüm insanlık birer sosyopat olup çıkacağız.

Şiddetin görselliğini çok fazla yaşıyoruz ve zihnimiz bunu bir yerden sonra normal ve sıradan olarak algılamaya başlıyor.

Temennim, şiddetin bir sonraki aşaması olan bağımlılığa geçmemesidir. Çünkü bağımlılık zararlı olduğunu bildiğin halde vazgeçememe hastalığıdır. Bu gidişle kanal kanal gezip şiddet görüntülerini arayacağımız günler uzak değildir.

Arzu Aytekin