Ya Sev Ya Da Ayrıl

Ya Sev Ya Da Ayrıl

İşten ayrılınca;

*Dünyanın sonu olmadığını anladım.

*Aç kalmadığımı anladım.

*Aslında bir robot değil bir insan olduğumu anladım.

*Özel hayatımın da olabileceğini anladım.

*Sevdiklerimle zaman kavramı olmadan vakit geçirmenin, ne kadar güzel olduğunu anladım.

*Duygularımın olduğunu, kendi kararlarımı kendimin verebildiğini anladım.

*Daha önce kendimi hiç dinlememiş olduğumu anladım.

*Bilgisayarı sürekli kullanıp aslında bilgisayardan hiç anlamadığımı hatta birçok şeyden bir haber olduğumu anladım.

*Sağlığımın kıymetini anladım.

*Midesel hastalıklarımın birden iyileştiği anladım.

*Terfi, ast üst, yönetici, kurumsal gibi kavramlara fazla anlamlar yüklediğimi anladım.

*Gülümsemekten yüzümün kırıştığını ama aslında gerçek bir kahkaha atmamış olduğumu anladım.

*Seyahat etmek, film izlemek ve tembellik etmenin de ihtiyaç olduğunu anladım.

*Aynı paraya birçok yerde çalışabileceğimi, tüm günümü alan bir işin aslında dünya görüşümle hiçbir alakası olmadığını anladım.

*Başka yeteneklerimin de olduğunu anladım.

*Hiçbir para miktarının hayatımı satın alamayacağını anladım.

*Zararın neresinden dönersem karmış, onu anladım.

*Yıllarca başkasının yararına neden ısrarla çalıştığımı ise hiç anlamadım. Çünkü o yıllar içerisinde sevdiğim farklı bir iş yapıp yoluma devam edebilirdim.

Ya sev ya ayrıl!

Evet, bu aslında hayatımızın tüm ilişkileri için geçerli bir cümledir. Sevmediğimiz ve yeteneklerimize hitap etmeyen bir işte çalışma ısrarı; istemediğimiz ve aramızda sevgi olmayan biriyle yıllarca birlikte olmaya benzer. Bu, doğru ve hak olan bir şey değildir. Çünkü her gün lanet okuyarak işine gidip, akşam şükürler olsun diye çıkan mantık hem kendine hem iş yerine haksızlık eder. Zira sevilmeden yapılan bir iş her iki taraf için de verimli olmaz. (Bence işe girerken tüm mülakat ve gereksiz sınavlar yerine, kişinin işe karşı sevgisinin olup olmadığı konusunda psikolojik ya da uygulamalı testler yapmalı)

Günümüz şartlarında işinden memnun olmayıp bütün zamanını sevmediği bir işi yaparak geçiren binlerce insan var.

Kendisine ‘ben ne yapıyorum? ‘Diye sorabilen insanlar, farklı alternatifler arama peşine düştüler çoktan.

Teknoloji; fiziki yer zorunluluğunu, iş hayatının olmazsa olmazlarından çıkarıyor yavaş yavaş.

Çünkü hayat şartları pahalı fakat, hayatın kendisi de o kadar ucuz değil.

O halde ya sev ya da ayrıl! Yolunu seç;

İşimi seviyorum diyorsan ne güzel. Muhteşem azınlığın içeresindesin! Kıymetini bil. Hiçbir şey seni yolundan döndürmesin. Etrafındaki memnuniyetsiz tiplere takılma, aldırma. Onlar hep vardır. Seni oradan uzaklaştırıp yollarına daha yıllarca devam ederler. Sen kendi yoluna devam et.  Zevk alarak, yetinerek, kendini o konuda geliştirerek…

İşimi sevmiyorum ama ayrılamam diyorsan; ki hayat şartları ortada sen de haklısın, o zaman işini sevecek yollar bul kendine. Ona inandır. Kendini motive et, kendini geliştir. Her gün öflemenin kimseye faydası yoktur.

Sevmiyorum ve ayrılıyorum diyorsan; Kendini iyice tartmışsındır umarım ki, bunun dünyanın bir sonu olmadığını anlamışsın!

Öfke üzerine değil (Tercihler ve fırsat maliyeti adlı yazımda anlatıldığı üzere) detaylı düşünüp öyle hareket ederek bu kararı vermiş olman gerekir.  Her şeyden ve herkesten önce kendine iyi güvenmen ve bu güvenini boşa çıkarmayacak azmin, kararlılığın ve en önemlisi üzerine gidebileceğin bir yeteneğinin olması gerekir. Eğer öyleyse vakit kaybetme ayrıl!

Arzu Aytekin